+90 262 642 44 55 Cep:0530 350 52 25

Sosyal Medyada Biz}

ENDODONTİ / KONSERVATİF TEDAVİ

DİŞ ÇÜRÜKLERİ

Diş çürükleri diş sert dokuları olan mine, dentin ve sementte daha çok koyu veya opak (beyaz) renklenmelerle birlikte görülen boşluklar şeklindeki hastalıklar olarak bilinmektedirler.

Ağızda bulunan bakteriler gıda maddelerinin ağızda kalan artıklarından kendi ihtiyaçları olan besin kaynaklarını elde etmek için asit salgılarlar. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve diş hekimlerinin kavite dedikleri boşluklara neden olmaktadırlar.

Beslenmelerinde asitli ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan aside karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez. Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de diş hekimleri tükürük akışını arttırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.

Diş Çürüklerini Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması, diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Diş fırçalamaya yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek antiseptik etki, ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.

Şekerli ve asitli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında bir şey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir. Günümüzde diş çürüğüne eskiye oranla daha sık rastlanıyor. Örneğin yapılan araştırmalarda eski insanların dişlerindeki çürük oranı %5 i geçmezken bugün bu oran %95 lere kadar çıkabilmektedir. Bunun nedeni beslenme alışkanlıklarının değişmesidir. Eski insanlar sert ve doğal gıdalarla beslendikleri için doğal yollarla dişlerde bir temizlik sağlanırdı. Günümüzde hazır gıda endüstrisinin gelişmesiyle birlikte bu tür gıdaların tüketimi de arttı. Bisküvi, şeker, çukulata, kola gibi her an elimizin altında olan bu gıda maddeleri dişlerin üzerine yapışıp kalan ve asit oluşturan maddeler oldukları için günümüzde diş çürüğü artışının başlıca sorumluları olarak kabul ediliyorlar.
Diş hekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.

Diş çürüklerini önlemek için yapılması gereken diğer bir yöntemde diş yapılarının güçlendirilmesi işlemidir.Diş yapısını güçlendirmek amacıyla kullanılan en etkili madde “flor”bileşikleridir. Flor bileşikleri dişlerin gelişmekte olduğu dönemde ya da dişler ağızda görüldükten sonra uygulandıklarında dişin yapısına girerek çürüğe karşı daha dayanıklı bir yapı oluşmasını sağlar. Flor bileşiklerinin çürük önleyici etkisi başlıca dört yoldan gerçekleşir;

KONSERVATİF DİŞ TEDAVİ UYGULAMALARI

Konservatif diş tedavileri dişin ağız içinde çıplak gözle görülebilen ve dişlerin daha çok mine ve dentin kısımlarını ilgilendiren operatif tedavilerdir. Bu tedavilerde dişin çürük veya diğer nedenlerle harap olmuş kısımları, diş hekimliğinde kullanılan özel ileri teknoloji ürünü cihazlarla temizlenip uzaklaştırıldıktan sonra geriye kalan canlı ve sağlam dokular özel yalıtım maddeleri ile izole edilerek en son doğal dişin yapısını taklit edecek şekilde dolgu maddeleri ile restore edilerek işlem bitirilir. Daimi dolgu maddesi olarak bugüne kadar pek çok madde denenmiş ise de bugün en yaygın olarak amalgam(metalik) ve kompozit.

ENDODONTİK TEDAVİ UYGULAMALARI

Endodonti, diş pulpasına kadar ilerlemiş problemler ile ilgilenen diş hekimliği dalıdır. Endodontik tedavi denince genellikle akla kanal tedavisi gelir. Diş tedavisi işlemleri arasında da en korkulan tedavi genellikle kanal tedavisidir. Dişin ağızda görünen kısmına kuron, ağızda görünmeyen, kemik içinde kalan kısmına da kök adı verilir. Dişimiz birkaç tabakadan oluşur. Kuron kısmının en dışında yani ağzımızda görülen kısım mine adını alır. Mine vücudumuzdaki en sert dokulardan biridir. Dişimizin diş eti altında kalan ve kemik ile çevrelenen kök kısmının üzerini sement tabakası örter. Mine ve sement tabakalarının altında da dentin tabakası vardır. Dentinin özelliği dişin en büyük tabakasıdır ve mine tabakasının aksine sinir uçlarını barındırır. Bu özelliği ile ağrı mekanizmasında rol oynar.
Dentin tabakasının altında dişin pulpası vardır. Bu kısımda dişin damar ve sinirleri bulunur. Pulpa dişin sürmesi ve gelişmesi sırasında önemli bir rol oynar. Ayrıca diş sürdükten sonra da ağrı mekanizması ile dişimizin karşılaştığı sorunları bize iletir. Pulpa dişin merkezinde ve her diş kökünün kanallarında yer almaktadır. Dişi besleyen bağlayıcı doku, kan damarları ve sinirlerden oluşur. Diş oluştuktan sonra pulpa, pulpa odasından ve kök kanallarından güvenli bir şekilde alınabilir. Endodontik tedavi de kanal tedavisi olarak bilinen pulpanın yerinden alınması işlemidir.